Soul kitchen

Fatih Akın’ın son filmi Soul Kitchen‘i izledim, diğer filmleri gibi bunu da beğendim. Bence ilginç olan yönetmenin gelişimini fark etmem oldu. Tüm filmografisine baktığımızda, Fatih Akın’ın belli temaları işlediğini görürüz, yabancı ailelerin insanların dramları, özellikle Akdeniz ülkelerinden soğuk Almanya’ya gelen göçmenlerin sorunları, toplumda pek tutunamamış insanların hikayeleri, dışlanmışlık hikayeleri… Soul Kitchen’da farklı gördüğüm, ana karakterlerin artık topluma kendilerini kabul ettirme çabalarının sonuca varması, sonunda “sisteme” karşı zafer kazanmaları, kendi ortamları, kendi mekanlarında çok da mutlu olunabileceğini göstermeleri oldu.

Soul kitchen’ın hikayesi Hamburg’da geçiyor. Fatih Akın da Hamburg’lu, bunu filmde hissettiriyor. Kamerasını dolaştırdığı birçok mekanı yerli Hamburg’luların bile bilmediklerine eminim. Bir restoran sahibi Yunanlı göçmen bir taraftan kariyerinin peşinde Asya’ya gitmekte olan kız arkadaşı ile ilişkisini düzene koymaya çalışırken bir yandan da hapishaneden şartlı salıverilen abisinin “çalma” hastalığıyla boğuşmak zorunda kalır. Bir de restoranın bulunduğu arsayı satın almak için uğraşan üçkağıtçı bir Alman vardır. Filme girip çıkan karakterlerin çokluğu, aslında kısa bir sürede birçok küçük hikaye anlatmak istemesinden kaynaklanıyor Fatih Akın’ın…

Filmde bazı anlarda, o ana kadar olan olayları unuttum. Önceki birkaç sahneyi düşünebildim, o anki sahneye odaklandım. Restorandaki dansları, arkadaşlık ortamını, durumu kötüleşse de ayakta kalan Yunanlı ana karakteri izledim. Bu duyguyu verebilmesi bence Fatih Akın’ın ustalaştığının önemli bir göstergesi, bazen 10 dakika filmin hikayesinden koptuğu oldu, ama o 10 dakikada da çok zevk alınarak izlenebiliyor ve hikayeye dönmek de süratle olabiliyor.

Bir de, hoşuma giden diğer taraf, filmin kafamızdaki senaryo klişelerinin dışına çıkabilmesi. Bir taraftan işler ne zaman düzelecek diye beklerken, bir taraftan da o anki durumun sebebini, kimin kime kazık attığını ve durumun ne denli geri dönülemez olduğunu izliyorsunuz. Böylece, bir an karamsarlığa kapılırken, birkaç sahne sonra alakasız bir romantik anla film başka bir çehreye bürünüyor.

Birol Ünel’in oyunculuğu etkileyici. Almancası daha akıcı ve kendini daha rahat hissediyor, bu rol de ona inanılmaz uymuş, döktürüyor.

Soul kitchen bence Fatih Akın’ın ustalık dönemi eseri. Kah neşeli, kah hüzünlü, bazen de macera filmi tadında, izleyiciyi sürükleyerek sona götüren, götürürken de “anı yaşatan” bir film. Şiddetle tavsiye ederim.

, , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: