Başka Dilde Aşk

“Başka Dilde Aşk” süratli girişiyle ve merak uyandıran bir temel öykü yapısıyla izleyiciyi hemen sarıveren bir film… Öykü kısaca, sağır – dilsiz olan Onur’un bir partide tesadüfen Zeynep’le tanışması, bir gecelik sevişme sonrasında birbirlerine tutkuyla bağlanmaları ve iletişim sorunu üzerinden gelişen ilişkileri şeklinde özetlenebilir. Ancak bu öykünün etrafında senaristlerimiz güçlü yan öyküleri de ustalıkla anlatmayı başarmışlar. Onur’un Galatasaray Kürek takımındaki mücadelesi, Zeynep ve arkadaşlarının çağrı merkezindeki kötü çalışma koşullarına karşı direnişleri, Onur’un ev sahiplerinin yaşanan bir vahşi saldırı sonucunda mahvolan hayatlarının anlatılması, Onur’un annesi ile ilişkisi bu yan hikayeler ve hepsini ayrı bir öykü olarak hatırlayabiliyoruz.

Filmde öyküden kaynaklanan iki önemli ve zor rol var, ve iki genç oyuncu bu rollerin hakkını çok iyi vermişler. Mert Fırat Onur karakterine hayat verirken harika bir oyunculuk gösterisi sunmuş. Duygularını kelimelere dökememenin verdiği o ıstırabı Mert’in üzgün yüzünden ve mimiklerinden izlemek bir zevk. Filmin sonlarına doğru, artık Onur’un kendini ifade etme biçimi olarak işaret dilini kullandığı ve gerçekten artık nasıl ifade edildiğinin değil, ne söylediğine dikkat kesildiğimiz sahnelerde oyuncu çok başarılı. Yıllarca konuşma alıştırması yapmış olmasına rağmen sevdiği kıza bir şey söyleyemiyor, yine kötü bakılacağından endişe ediyor. Etrafında olup bitenleri tam anlayamamasından kaynaklanan bir asabiyet sorunu var ve bu da onun başını derde sokuyor. Zeynep için büyük fedakarlıklar yapmış olmasına rağmen, bu asabiyeti onu mutsuz edecektir.

Zeynep rolünde Saadet Aksoy da son derece akıcı bir oyunculuk gösteriyor. Özellikle inandırıcılık sorunu olması halinde seyircinin hemen kaçabileceği riskli bir rolü üstlenmiş, izleyiciyi filme bağlarken, Onur’u da kendine bağlıyor.

Lale Mansur kısa sayılabilecek rolünde çok başarılı. Özellikle oğlu Onur ile yüzleştikleri, eskiyi tartıştıkları, Onur’un isyanının yaşandığı sahnede ustalığını konuşturmuş. Oğlunu korumak isteyen anne rolünde, bildiğimiz bir davranışı gösterse de, erkek evlat sahibi annelerin duygularına tercüman oluyor. Kimi anne oğlunun çalışma yaşamında ortaya çıkabilecek utançlardan sakınması için çabalar, kimi eşi veya sevgilisiyle ilişkisine bu sebepten dahil olur, kimi de bu filmdeki gibi, bir engeli dolayısıyla üzülmemesi için etkin olmaya çalışır. Bu anne duygusundaki paralelliği görmek açısından Onur’un annesiyle ilişkisini izlemek ilginç bir deneyimdi.

Filmi çok başarılı buldum, hikayeler belli, derli toplu, senaryo değişik oyunculuklara yol açmış ve oyuncular da bu fırsatı çok iyi kullanmışlar, izlemesi rahat ve sonunda birçok yeni düşünceye yol açıyor. Herkese tavsiye ederim.

, , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: