The skin I live in

Almadovar’in son filmini izledim. Saf bir anlatım gücü, akıcı bir senaryo, insanı şaşkınlığa düşüren bir hikaye. Filmin bazı sahnelerinde, yönetmenin etkisi öyle büyüktü ki, bu sahneleri sadece o çekebilirdi dedim.

Filmin başlangıcında yine yaklaşık bir 20 dakika tam ne olduğunu anlayamıyorsunuz, ama bir gariplik olduğunu da seziyorsunuz. Büyük bir evde bir odaya kapatılmış yoga yapan bir kadın, yüz nakli ve deri geliştirme üzerine çalışan bir doktor, ve bu kadına bakan daha yaşlı bir kadın… Film ilerledikçe ileri geri gidişler biraz kafa karıştırsa da odada kapalı yaşayan kadının kimliği yavaş yavaş ortaya çıkıyor, filmin süprizi bu olduğu için daha bilgi vermiyorum, fakat, gerçekten izledikten sonra bir insana verilebilecek en büyük cezalardan birine çarptırılmış olduğunu hissettim, kendimi onun yerine koydum, içim daraldı, sıkıldım, hele hikaye tam olarak ortaya çıktıktan sonra ilk sahnelere geri dönüp düşündüm, daha kötü hissettim.

Almodovar hikayelerinde senaryo başrolde bence, hikaye hep önde, süprizli ama gerçek olabilecek insan hikayelerinin ilgi çekici şekilde anlatılması, temiz bir kamera kullanımı, kadın vücudunun görsel bir malzeme, bir zerafet objesi olarak kullanımı ve insanın ilkel duygularının dışarı vurumu… Bunları görmeniz ve yönetmenin diğer filmleriyle de bağlantılamanız mümkündür.

Almodovar, filmlerini izledikçe diğer filmlerini arattıran yönetmen… ve süprizli senaryolarını ele vermeden yazı yazmanın da çok zor olduğunu eklemem gerekiyor..

, , , , , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: