Lars and the real girl

“Lars and the real girl” ilginç bir film… Etrafıyla ilişkisi çok alt düzeyde olan, anne ve babasını kaybetmiş Lars kardeşiyle aynı evde (fakat kendisi garajda) yaşamaktadır. Artık 27 yaşına geldiğinden ailesi ve çevresi bir kız arkadaş bulamaması meselesini gündeme getirmektedir. Bu dönemde Lars kimseyle pek konuşmamaktadır… Ofisteki bir arkadaşından gelen bir fikirle internetten “boyutlarını” ve “şeklini” kendi belirleyerek bir şişme bebek alır, güzelce giydirir, ve ailesine onu yeni kız arkadaşı olarak tanıtır. Bunun garipliği bir yana, Lars artık daha neşeli, daha konuşkan, daha pozitif hale gelmiştir. Kardeşi onu psikoloğa götürür, psikolog da bunun bir “delusion” (yanılgı) olduğunu, zamanı geldiğinde, ihtiyacı bittiğinde Lars’ın hayatından çıkacağını fakat o zamana kadar herkesin bu şişme kadına (Bianca) insan muamelesi yapması gerektiğini söyler. Bu işleri biraz daha zorlaştırır.

Filmin tam bu bölümünde bir inandırıcılık problemi yaşadım, hadi canım böyle şey olur mu dedim… Sonra vazgeçmeyip filme bir şans daha tanıdım ve pişman olmadım… Bianca Lars’ın hayatına girdikçe işler değişmeye başladı, psikoloğun terapisi yavaşça işe yaradı ve sonunda Lars’ın diğer insanlara bakışı ve tabii Bianca’nın durumu da tamamen değişti… Lars kendi korkularının, komplekslerinin önüne koyduğu şişme kadını hayatından çıkardıkça diğer insanları keşfetmeye başladı. Ofiste, kilisede, evde tekerlekli sandalyeye bağlı bir şişme kadını herkes büyük bir disiplinle insan yerine koydu, ve zorlamadan Lars’ın “problemi” çözmesini bekledi… (Bence bu aşırı disiplinde bir inandırıcılık sorunu vardı, küçük bir kasaba dahi olsa, bu kadar insan nasıl bir şişme kadını bu kadar değişik ortamda gerçek sanabilir?)

Film sonlarına doğru anlam kazanıyor, ilişkiler, Bianca’nın sonu, Lars’ın duygularının gelişimi, insanlarla olan temel ilişkisinin kurulması, kardeşi, eşi ve psikoloğun ona katkıları ve destekleri filmi izlenir kılıyor.

Lars’ı oynayan Ryan Gosling‘e ayrı bir paragraf açmak lazım… Gerçekten çok iyi oynamış, özellikle Bianca’nın Lars’ın hayatında yer ettiği ve tüm ciddiyetiyle ona yer açtığı bölümlerde çok inandırıcı… Ayrıca ilerledikçe ve inandıkça filmin içindeki mesaj da kolaylaşıyor, içine girmek rahat hale geliyor, bunda da Ryan Gosling’in payı büyük.

İzlenebilir, öneriyorum, fragmanı yukarıda…

, , , , , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: